Çocuklar okul çağına gelene kadar çoğu zaman sadece bakım verenlerini ve yakın çevresini tanıyarak büyür. Hatta kimi zaman aynı evde ya da güvende hissettiği diğer birkaç evde güvenli ortamını oluşturur. Okul ise onlar için bambaşka bir ortam, tanımadığı insanlar hatta daha önce hiç oyun oynamadığı akranlarının olduğu bir yerdir. Hal böyleyken okula alışma ve uyum gösterme süreçleri de başlarda zorlayıcı olabilir. Tabii ki zorlaştıran faktörler her çocukta farklılaşabilir.
Okula uyum sürecini etkileyen faktörlere bakmak gerekirse ilk sırada aile ilişkileri, ebeveynlik tutumları geliyor (Bağçeli Karaman ve ark., 2018). Öncelikle ebeveynlerin çocuklarına okul fikrini önceden söylemesi ve bu alışma sürecinde her zaman çocuklarının yanında olmaları gerekiyor. Çocuğun ayrılık endişesini anlayan ve okulun güvenli bir yer olduğunu anlatan hem anlayışlı hem de istikrarlı bir tavır sergilemek önemli. Yani çocuğun ağlamasına kıyamayıp okula bir daha göndermemek doğru bir tutum olarak görülmüyor. Çocuklar ailelerinden kopup ilk defa yeni bir ortama ve insanlara alışmaya çalışırken bazı aileler için de bu kopma çocuktaki benzer korkuları ebeveynlere de yaşatabilir. Mesela bazı ebeveynler/bakım verenler çocuklarından ilk defa bu kadar uzun süre ayrı kalıyor olabilirler. Kendi ayrılık kaygılarını çocuğa yansıtabilir oluyor bu konumda. Tam olarak bu noktada da öğretmenlere ve okula büyük bir sorumluluk düşüyor. Bağçeli Karaman ve arkadaşlarının 2018) okul öncesi öğretmenlerle çocukların uyum sürecinde yaşadığı problemlerle ilgili yaptığı araştırmada ailenin öneminin büyük olduğuna yer verilmiş. Bu uyum sürecini en iyi kolaylaştıran faktörlerden biri ailenin hem çocuğuyla hem okulla hem de öğretmenle iş birliği halinde olması. Yine aynı araştırmada çocuklara yaratıcı tanışma etkinlikleri ve ilgilerini çekebilecek etkinlikler oluşturmanın uyum sürecini olumlu yönde etkileyen unsurlardan biri olduğu öne sürülmüştür. Tanışmanın da ötesinde öğretmenin ilk olarak oranın güvenli bir yer olduğunu vurgulaması ve kendisi ile güvenli bir bağ kurabileceği bir alan sağlaması da önemli. Tabii bu alanı oluşturmada bakım verenler bir engelse onlara da gerekli sınırın çizilmesi gerekiyor.
Öte yandan ailenin çocukla okula gitmesi konusunda sürekli kararsız, çatışmalı ve gerici bir tutum sergilemesi halinde çocukların uyum sürecinde olumsuzluklara yol açabilir (Dockett ve Perry, 2016). Hatta bu uyumsuzluk ileride kendi hayatını da etkileyebilir. Çünkü okul deneyimleri çocuğun kendilik anlayışlarını şekillendiren faktörlerden biridir ((Entwisle ve Alexander, 1998).
Tabii ki çocuk gelişimlerinin her dönemi büyük önem taşıyor. Yapılan her olumsuz tutum ileride çocuğun hayatını etkileyebiliyor. Aynı şekilde olumlu tutumlar da hayatlarını kolaylaştırabiliyor. Bu yazıda aileden ilk ayrılık diyebileceğimiz çocukların okul çağından bahsettik. İlk ayrılıklar her zaman sancılıdır herkes için. Önemli olan bu sancıyı nasıl kucakladığımız ve üstesinden nasıl geldiğimizdir. Her bakım verenin ve çocuğun uyum süreci farklı olsa da araştırmalar gösteriyor ki; okulla iş birliği, uyum sürecinde her zaman yanında olmak, istikrarlı olmak ve sevgisinin her zaman daim olduğunu çocuğa göstermek bu süreci kolaylaştırıyor.
Kaynaklar
Bağçeli Karaman, P., Şen, T., Alataş, S. ve Tütüncü, B. (2018). Okul öncesi dönemde okula uyum sürecine ilişkin öğretmen görüşleri. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 18(2), 681-701.
Dockett, S. ve Perry, B. (2016). Okula geçiş algılar, beklentiler, deneyimler (Çev. N. Semra Erkan). Nobel Yayıncılık
Entwisle, D. R. ve Alexander, K. L. (1998). Facilitating the transition to first grade: The nature of transition and research on factors affecting it. The Elementary School Journal, 98(4), 351-364.
*Resim Çizeri: Melissa Nur Gün
*Bu yazı, “Okul Çağı” bülteni kapsamında Ebrar Yıldırım tarafından Bahçeşehir Üniversitesi PUAM Aile Çalışmaları Birimi bünyesinde yazılmıştır.
