Skip links

Ergenlik ve Cinsellik Üzerine

Gelişimsel basamakların en çalkantılı dönemi olan ergenlik, farklı toplumlarda başlangıç ve bitiş yaşları değişiklik gösterse de Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 10 ile 20 yaş arasındaki dönem ergenlik dönemi olarak adlandırılmaktadır. Çocukluktan yetişkinliğe atılan bu adımda yaşanan yoğun ve hızlı duygulara, değişimlere Bion (1987) “duygusal çalkantı” (emotional turbulance) adını vermiştir. Bu yoğun çalkantılarının temelinde yatan en büyük sebep ise hormonal ve cinsel değişimlerdir. Bu yazıda da cinselliğin ergenlik dönemindeki önemine, ergen bireylerin cinselliğinin nasıl şekillendiğinden bahsedilecektir.

Kızlarda ergenlik ilk adet dönemi ile başlarken erkeklerde ise ilk verimli sperm üretimi ile başlamaktadır. Genel anlamda baktığımızda ise doğurganlık özellikleri ilk defa bu dönemde görülmeye başlanır. Psikanalitik kurama göre ise, latans döneminde bastırılan cinsellik ergenlik döneminde tekrar gündeme gelmiştir. Latans döneminden önce, ödipal dönemde anne ve babaya karşı olan aşk düşleminin geri gelmesi, ergenlerde büyük bir sarsıntıya yol açar. Çünkü bu sefer annesine âşık olan bir erkek ergen birey artık onunla çiftleşebilir durumda olur, aynı şekilde babasına âşık olan kadın ergen birey ise babasından hamile kalabilir hale gelir. Bahsedilen düşlemler bilinçdışında gerçekleşir tabii ki ama onları bastırmanın da bir sonucu vardır. Bu düşlemlere karşı gelindiği için ortaya çıkan eylem, agresyondur. Ergenlerin anne babalarına karşı olan bu agresif eyleme dökmenin sebeplerinden bir tanesi ensestüel düşlemlerin tiksindiriciliği sonucu ortaya çıkar. Öte yandan bu tiksintinin aşılabilmesi, ötekinin varlığını kabul etmekten geçer (Diem-Wille ve Mcquade, 2021). Yani, anne babadan kopup dışardaki diğer insanlara arzu beslemek ve âşık olmak, ergenleri bu çalkantıdan kurtaracak bir çözümdür. Bu sebepten ergenler bu dönemde çocuksu ilişkilerden, romantik ilişkilerini yaşadıkları döneme adım atmış olurlar.

Kendi cinsel kimliklerini keşfederken de ergenlik öncesi deneyimlerinin, özellikle ödipal dönem deneyimleri büyük bir önem taşır. Freud’a göre insanlar doğduklarında biseksüel doğarlar ve sonrasında ya aynı yerde kalır ya da heteroseksüel veya homoseksüel cinsel yönelimlerini kazanırlar. Bunun belirgin olduğu ve aslında bilinç düzeyine geldiği nokta ise ergenlik dönemdir. Ergenlerin hem erkek hem de kadınlarla cinsel birliktelik yaşama dürtüsü, tümgüçlülüğün de getirdiği kendi istediklerinin peşinden koşma arzusu hem büyüleyici hem de sarsıcı bir durum haline gelir. Öte yandan, çocukluk çağının bitişi ve yetişkinliğe adım atılan bu dönemdeki en büyük mesele ergenin bireyselleşme çabasıdır. Cinsellik ise bu bireyselleşme çabasında büyük bir rol oynar (Parman, 2008). Ergenler bu dönemde kendilerinde olan bedensel, ruhsal ve toplumsal değişimleri sorgularken aslında kendi varlıklarını da ortaya koymaya çalışırlar. Bu yüzden ergenlik dönemi onlar için bu kadar sarsıcıdır. Yani, bu dönüşümler sadece cinsel organları üzerinden değil, ruhun ve bedenin bütün varoluşuyla kendini gösterir (Parman, 2010).

Peki ebeveynler bu zorlu dönemde çocukları için ne yapabilir? Öncelikle ergenin yaşadığı sarsıntıyı ebeveynler de derinden hisseder ve yaşar. Bu dönem, onlar için de oldukça zorlu bir dönem haline gelebilir. Cinsel oryantasyon eğitimi ergenlik döneminde oldukça büyük bir öneme sahiptir. Kadın ve erkek ergenler için bu süreçte yaşayabilecekleri cinsel değişimlerin bilgisinin verilmesinin, ergenin sağlıklı bir cinsel kimlik geliştirmesine olan katkısı büyüktür. Ataerkil toplumda daha çok erkek cinselliği üzerinden eğitimler verilse de her ergene nasıl mastürbasyon yapabileceği, güvenli cinsel ilişki yöntemleri ve rıza/onay kavramlarının anlatılması gerekir. Kimi zaman bu eğitim okullarda verilse de ergenin güvenli ortamında, yani aile ortamında ergeni utandırmadan ve anlayabileceği şekilde söylenmesi gerekir. Kadın ergenler için annelerinin veya güvende hissettiği başka yetişkin bir kadın bireyin, erkek ergenler için de babalarının ya da güvende hissettiği başka yetişkin bir erkek bireyin bu oryantasyonu vermesi, gencin ileride daha sağlıklı bir cinsel hayata sahip olmasına olanak sağlayacaktır.

Kaynaklar

Bion, W.R. (1987). Clinical Seminars Four Papers. Fleetwood Press
Diem-Wille, G. ve Mcquade, B. (2021). Psychoanalytic perspectives on puberty and adolescence the inner worlds of teenagers and their parents. Taylor & Francis Group.
Parman, T. (2008). Ergenlik Ya da Merhaba Hüzün. Bağlam Yayınları.
Parman, T. (2010). Ergenliğin Yüzleri. Bağlam Yayınları.

*Resim Çizeri: Melissa Nur Gün

*Bu yazı, “Ergenlik Dönemi” bülteni kapsamında Ebrar Yıldırım tarafından Bahçeşehir Üniversitesi PUAM Aile Çalışmaları Birimi bünyesinde yazılmıştır.

Leave a comment

This website uses cookies to improve your web experience.