We are Social Digital 2021 raporuna göre sosyal medya kullanımı ortalaması günde 2.5 saatmiş. Bu demek oluyor ki günümüzün iki buçuk saatini sosyal medyada harcıyoruz. Yine aynı raporda sosyal medya kullanıcılarının çoğunluğunu 25-34 yaş arasındaki insanlar oluşturuyor. Üstelik sosyal medya kullanımı bir önceki seneye oranla 2021’de %13.2 artmış. Yani sosyal medya artık her yerde, hepimizde, içimizde. Peki sosyal medya kullanımı aile içinde nasıl bir konumda yer alıyor?
Sosyal medya, kullanım amaçları kişinin yaşına bağlı olarak değişse de günümüzde akıllı telefonlar sayesinde herkesin kolay erişebileceği bir mecra haline geldi. Haliyle aile fertlerinin hemen hemen hepsi de kullanıcılar arasında ve ortalama 2.5 saatin içerisinde yer alıyor. Araştırmalar daha çok çocukların sosyal medya/internet kullanımının aile içi iletişimine odaklansa da bugün geldiğimiz noktada ebeveynlerin kullanımı da önemli ve üzerine düşünülmesi gereken bir konu haline gelmiştir. Mesela, sosyal medya bağımlılığı olan gençler kendilerini izole ettikleri için aileden uzaklaşmaya başlıyor ve bu da aile içi ilişkileri olumsuz etkiliyor (örn: Amedie, 2015; Ali, 2016). Diğer bir yandan, ebeveynlerin de özellikle evde aynı anda bulunulan saatlerde telefonla ilgilenmesi aile üyeleri arasındaki etkileşimi azaltıyor (Güleç, 2018). Bu etkileşimin azalması, çocuğun gelişimsel dönemine göre, ileride daha farklı sonuçlara yol açabilir. Ya da çocuğun kendini değersiz hissetmesi gibi akıl sağlığını olumsuz etkileyecek bir duruma neden olabilir.Örneğin işten yeni gelen bir anne baba düşünün. Akşam yemeği yerken her ikisinin de telefonla ilgilendiğini ve çocuğun da o gün okulda neler yaptığını hevesle anlatmaya çalıştığını hayal edelim. Kendimizi çocuğun yerine koyduğumuzda ne hissederiz? Ya da bir sonraki gün de aynı heyecanla anlatır mıyız? Bence hayır. Çünkü duygularına ortak olan, dikkate alıp dinleyen bir ebeveyn yok karşısında. Aslında var fiziksel olarak, ama yok. İşte bu durum da vaziyeti daha kötü bir hale sürükleyen yer. Varlığını bildiğin ama bir şeyler paylaşmak istediğinde, başka şeyle ilgilenen bir ebeveyn var. Bu senaryoyu düşündüğümüzde bile çocuğun hissedebileceği değersizlik duygusunu anlayabiliyoruz. Tam tersi, aile içi iletişim ne kadar iyi olursa çocukların akıl sağlığı da o kadar iyi oluyor ve sosyal medya bağımlılığı için koruyucu bir faktör haline geliyor (Sujawoto ve ark., 2021). Yani aile içi iletişimin artması çocukların iyi oluş hallerini olumlu etkilerken, ailede ortak zamanda sosyal medya kullanımının artması hem aile iletişimini olumsuz etkiliyor hem de çocukların iyi oluş halini.
Bütün işlerimizi akıllı telefonlardan tek dokunuşla halledebileceğimiz bu günlerde en azından gerçek hayatta, gerçek insanlarla iletişim kurarken elimizden bırakabiliriz. Yoksa aynı evin içinde birbirimizi sadece Instagram’dan takip ediyor hale geleceğiz.
Kaynaklar
Ali, R. (2016). Social Media and Youth in Pakistan: Implications on Family Relations. Global Media Journal.
Amedie, J. (2015). The impact of social media on society. Pop Culture Intersections, 2. https://scholarcommons.scu.edu/engl_176/2
Güleç, V. (2018). Family relations, social media, along with the collapse. Electronic Journal of New Media, 2(2), 105-120. https://doi.org/10.17932/iau.ejnm.25480200.2018.2/2.105-120
Sujarwoto, Saputri, R. A., ve Yumarni, T. (2021). Social Media Addiction and mental health among university students during the COVID-19 pandemic in Indonesia. International Journal of Mental Health and Addiction. https://doi.org/10.1007/s11469-021-00582-3
We are Social (2021). Digital 2021. https://wearesocial.com/uk/blog/2021/01/digital-2021-uk/
*Resim Çizeri: Melissa Nur Gün
*Bu yazı, “Dijitalleşme ve Aile” bülteni kapsamında Ebrar Yıldırım tarafından Bahçeşehir Üniversitesi PUAM Aile Çalışmaları Birimi bünyesinde yazılmıştır.
