Korona virüsünü gözle görmek belki mümkün değil ama, etkisine baktığımızda bir taş etkisi yarattığını söylemek mümkün. Öyle bir taş attı ki hayatlarımızın ortasına, herkese farklı bir yük oldu. Bazılarımız işini kaybederken, bazılarımız yakınlarımızı kaybetme korkusuyla karşı karşıya kaldı veya kaybetti, bazılarımız kendi sağlığı için endişelenirken birçoğumuz da başkalarını tehlikeye atmaktan çekindi, bazılarımız da kendisini mücadelenin tam ortasında buldu. Ne olursa olsun insanoğlunun hayatta kalma dürtüsü, herkesin bu yükü farklı şekilde kaldırmasını sağladı. Bu yeni yaşam mücadelesi hayatımıza yeni alışkanlıkları da beraberinde getirdi. Daha önce görmediğimiz kadar çok maskeye, dezenfektana ve birçok yeni terime maruz kaldık. En önemlisi de evde normalde olduğundan çok daha fazla vakit geçirmeye başladık.
Dışarıda insanlar arasındaki mesafelerimiz artarken tersine ailemizle olan mesafemiz ise azaldı. Normalde olduğundan çok daha fazla vakit harcamaya başladık. Bazı çalışan anne babalar evden çalışmaya başladı, çocukların eğitimi ise online sisteme döndü. Bu normalden fazla zaman geçirme bazı ailelerde olumlu etki yaratırken bazı ailelerde olumsuz sonuçlar doğurdu. İçişleri Bakanlığı Haziran 2020 tarihinde yaptığı açıklamada pandemi döneminde Türkiye’de aile içi şiddet olaylarının azaldığını söylüyor. Diğer yandan “Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu” pandemi döneminden önceki aylara oranla başvuru hatlarını arayanlarının oranının mayıs ayında %78 arttığını bildirmiştir. Ayrıca, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servisine 2020 yılı Mart ve Nisan aylarında, 2019 yılının Mart ve Nisan aylarına oranla, aile içi şiddetine mazur kalıp başvuran kadınların sayısı üç kat artmıştır. Polis Akademisi Başkanlığı’nın pandemi dönemiyle ilgili hazırladığı raporda ise aile içi şiddet vakalarında artış olduğu bildirilmiştir. Bir vatandaş olarak, izlediğimiz haberlerden, okuduğumuz gazete haberlerinden, şahit olduğumuz olaylardan da kolayca bir gözlem yapıp, Türkiye’de mart ayından sonra insanların evde geçirdiği vaktin artmasıyla birlikte, aile içi şiddetin arttığı çıkarımını yapmak mümkün.
Diğer bir yandan, birçok aile normal zamanda iş ve okuldan kaynaklı yeterli zamanı ayıramadığı vakti, pandemi döneminde nihayet bulmuştu. Çocuklarıyla daha çok oyun oynayan, daha çok paylaşımda bulunan ebeveynler karantina durumunu kendi lehine çevirmeyi başardılar. Tabi bu durumun halen devam ediyor olması aynı olumlu yönde gidiyor mudur bir tartışma konusu olabilir. Üstelik, Mutluluk Araştırması Enstitüsü’nün (2020) araştırmasına göre pandemi döneminde normalden daha fazla aile ile iletişim halinde olmak ve vakit geçirmek, yalnızlık hissini düşürüyor.
Her ne olursa olsun bu dönem bazı şeylerin kıymetini, değerini herkese gösterdi. Birine sıkıca sarılmanın, öpmenin, korkusuzca dışarı çıkabilmenin, sosyalleşebilmenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi anladık. Bundan 10 sene sonra bu dönemi nasıl hatırlarız diye düşünüldüğünde, her seferinde farklı cevaplar bulunabilir. Ama şu an herkesin beklentisi aynı, bir an önce normal hayata dönüş yapabilmek ve sevdiklerimize doyasıya sarılmak. O günleri hep beraber görme umuduyla!
Kaynaklar
Ergönen, A. T., Biçe, E., ve Ersoy, G. (2020). COVID-19 Salgınında Ev İçi Şiddet. Adli Tıp Bülteni, 25 Özel Sayı, 48-57.
Happiness Research Institute (2020). Wellbeing in the age of COVID-19, Copenhagen: Happiness Research Institute.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (2020). Mayıs 2020 Başvuru Karşılama Raporu. http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/aciklamalar/2918/mayis-2020-basvuru-karsilama-raporu
Polis Akademisi Başkanlığı (2020). Kovid-19 Salgını ve Sonrası Devlet, Demokrasi ve Güvenlik. https://www.pa.edu.tr/Upload/editor/files/Kovid19%20Devlet,%20Demokrasi%20ve%20Güvenlik.pdf
Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı (Haziran, 2020). Aile İçi ve Kadına Yönelik Şiddet Olaylarına İlişkin Alınan Tedbirler Sonuç Verdi. https://www.icisleri.gov.tr/aile-ici-ve-kadina-yonelik-siddet-olaylarina-iliskin-alinan-tedbirler-sonuc-verdi
*Resim Çizeri: Melissa Nur Gün
*Bu yazı, “Pandemide Aile Yaşamı” bülteni kapsamında Ebrar Yıldırım tarafından Bahçeşehir Üniversitesi PUAM Aile Çalışmaları Birimi bünyesinde yazılmıştır.
