Şiddet kelimesi, Türkçede Arapça kökenli olup “sertlik, katılık, yoğunluk” anlamına gelmektedir. Amerikan Psikoloji Birliği (American Psychological Association, 2020) ise şiddeti “aşırı bir saldırganlık biçimi” olarak tanımlarken örnek olarak da saldırı, cinayet veya tecavüz gibi olayları hedef göstermiştir. Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization, 2002) ise şiddeti “fiziksel güç veya iktidarın kasıtlı bir tehdit veya gerçeklik biçiminde bir başkasına uygulanması sonucunda maruz kalan kişide yaralanma, ölüm ve psikolojik zarara yol açması ya da açma olasılığı bulunması” şeklinde tanımlar. Şiddet nedir diye toplumdaki bireylere sorsaydık, çok daha farklı cevaplar alırdık. Özellikle kocasından şiddet gören bir kadından, küçük yaşta ailesinden şiddet gören bir çocuktan, toplum tarafından dışlanan bireylerden çok farklı şiddet tanımları duymak mümkün.
İnsanlar şiddet kelimesini duyduğunda daha çok “kavga ve dayak” olarak algılasalar da (Özgür ve ark., 2011) aslında birçok şiddet türü var. Bu şiddet türlerine bakacak olursak; birçok kaynakta farklı şiddet türleri olsa da temel olarak 4 farklı türde birleşiyor. Bunlar; fiziksel şiddet, psikolojik (duygusal) şiddet, cinsel şiddet ve ekonomik şiddet. Fiziksel şiddet adından da anlaşılacağı üzere bireye verilen fiziksel zararları içeren şiddet türüdür. Tekmelemek, yumruk atmak, itmek, eşya fırlatmak gibi kaba kuvvet içeren, toplumda ise “dövmek” tabiri altında sayılabilecek şiddetlerdir. Aile içerisinde görülen ve en sık uygulanan şiddet biçimidir. Ayrıca, bireyin sağlığı için gerekli tıbbi malzemelerden ve yardımdan yoksun bırakmak, uyuşturucu veya alkol içmeye zorlamak; yani sadece fiziksel zarar vermek değil, fiziksel zarara yol açabilecek davranışlarda bulunmak da fiziksel şiddettin içerisinde yer almaktadır (örn: Muslu, 2001; Eryılmaz, 2001). Psikolojik şiddet ise fiziksel şiddete göre daha sinsidir. Çoğu zaman fark edilmesi, anlamlandırması ve isminin konabilmesi daha güçtür. Genel anlamda psikolojik şiddet, karşıdaki kişinin duygularının veya duygusal gereksinimlerinin aşağılanması, zorlanması, cezalandırılması veya baskı uygulanması adına istikrarlı bir şekilde istismar edilmesi ve bunun bir yaptırım olarak kullanılmasıdır. Aslında bakıldığında diğer şiddet türlerine göre daha yaygındır, çünkü diğer şiddet türleriyle eşzamanlı olarak görülebilir (Bowen, 2011). Günlük hayatta sıklıkla karşılaştığımız ama psikolojik şiddet diye adlandırmadığımız, halbuki psikolojik şiddet olan davranışlar arasında hakaret, küfür etme, sürekli eleştirme, alay etme, isim takma, sevgi göstermeme, başkalarının önünde küçük düşürme, aşağılama, sosyal olarak izole etme gibi davranışlar yer alır. Cinsel şiddet çoğu insanın hassas olduğu bir konudur. Cinsel şiddet toplumda sadece taciz, tecavüz, gibi bir cinsel saldırı olarak düşünülse de karşı tarafın onayı olmadan ve bunun bir kontrol veya tehdit aracı olarak kullanıldığı; erken yaştan evlendirmek, kişiye cinsel bir objeymiş gibi davranmak, fuhşa zorlamak, duygusal baskı kullanarak cinsel ilişkiye zorlamak, istenmeyen cinsel pozisyonlara zorlamak, doğum kontrol sabotajı (Miller ve ark., 2007) gibi davranışların tümünü içerir. Cinsel şiddete uğrayanlar maalesef daha çok kadınlardır (örn: Barter, 2009), ve şiddeti gösteren kişiler çoğunlukla eşler, sevgililer, partnerler hatta ailelerdir. Son olarak ekonomik şiddet en kısa haliyle zorla kişinin parasını yönetme veya elinden alma olarak tanımlanabilir. Aile içerisinde görülen ekonomik şiddette, ataerkil toplum yapısının hâkim olmasından kaynaklı, çalışan ve karısının çalışmasına izin vermeyen bir adam; karısına ekonomik şiddet uygulamış oluyor. Ayrıca, ailenin ekonomik ihtiyaçlarını karşılamamak, az miktarda harçlık verip olmayacak şeyler istemek gibi davranışlar da ekonomik şiddete örnektir.
Bunlara ek olarak sosyal medyanın tüm dünyada yayılmasıyla ısrarlı takip (stalking) de şiddet türlerinden biridir. Bonomi ve arkadaşlarına (2012) göre de ısrarlı takip psikolojik şiddete dahil. Ayrıca yine teknolojinin ve sosyal medyanın hayatımızın çok içinde olmasından kaynaklı olarak dijital/siber şiddet de bir diğer tür olarak sayılabilir. İş yerlerinde yapılan psikolojik şiddettin alt türü olarak sayılabilecek olan ve işten çıkarttırmaya zorlamak adına yapılan şiddet de iş yeri şiddeti (mobbing) olarak adlandırılır. Öte yandan, kurban-fail ilişkisine göre de şiddet kendi içerisinde; kendine yönelik, kişiler arası ve kolektif olmak üzere üç alt gruba ayrılmaktadır. Kendine yönelik şiddet, fail ve kurbanın aynı kişi yani kişinin kendisi olduğu ve intihar, kendi kendine istismar gibi alt başlıklarının olduğu şiddeti ifade eder. Kişiler arası şiddet, bireyler arasındaki şiddeti ifade eder ve aile ve yakın partner şiddeti ve topluluk şiddeti olarak alt gruplara ayrılır. Kolektif şiddet ise daha geniş birey grupları tarafından uygulanan şiddeti ifade eder.
Aile içi şiddet son zamanlarda da ülkemizde fazlaca konuşulan bir konuyken, ülke bazında önlenmesi ve bilinçlendirilme yetersizliği büyük bir problem oluşturmaktadır. Ne yazık ki, Türkiye’de aile içi şiddete maruz kalanların %90’ı kadınlar ve çocuklar. Ataerkil bir topluma sahip olmamız bunun en büyük nedenlerinden biridir (Sezen, 2009). Şiddet türlerinin hemen hemen hepsini aile içi şiddette görmek mümkün. Kurban-fail ilişkisine göre bakıldığında ise aile içi şiddet, kişiler arası şiddet sınıfına girmektedir. Aile içinde fiziksel şiddetin görünürlüğü daha fazlayken; cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddet daha az görünürdür. Bunun sebebi bu üç şiddet türünün aile içindeki görevlerle karıştırılmasının ve dile getirilmesinin zorluğudur. Mesela, biri karısının çalışmasına engel olduğunda aslında ekonomik şiddet uygularken, topluma göre “kadındır evinde otursun” gibi bir bakış açısı olabiliyor. Aynı şekilde aile içerisinde çocuğa yapılan psikolojik baskılar da ebeveynler tarafından “beklenti” olarak adlandırılabiliyor.
Ne yazık ki, şiddettin bulaşıcı bir özelliği vardır. Erken yaşamında şiddete maruz kalmış veya şiddete tanık olmuş bir bireyin gelecek yaşamında şiddet göstermesi veya tekrar şiddet görmesi yüksek bir olasılıktır. Bu bulaşıcılığı durdurmak ise toplumun, yani bizlerin elinde. Şahit olduğumuz, maruz kaldığımız hiçbir şiddeti kabullenmeyip, failin ve şiddettin kendisine karşı her zaman dur diyebilmeliyiz. Bu konuda bilinçlenip, insanları da bilinçlendirmeliyiz, mesela 2011 yılında hazırlanan Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi, şu an bilinen ismi ile İstanbul Sözleşmesi bu bilinçlendirme ve önleme yollarında önemli bir sözleşmedir ve devam etmesi durumunda ciddi derecede katkıları olabilir. Biz bilinçlenmediğimiz ve önlemek için çabalamadığımız sürece her gün bir kadın kocası tarafından bu şiddete maruz kalacak, belki öldürülecek; her gün bir çocuk bu şiddete maruz kaldığı için kendini değersiz hissedecek. Şiddet kurbanı da faili de olmamamız umuduyla!
Kaynaklar
American Psychological Association (2020). Violence. https://bit.ly/3h4FkEo
Barter, C. (2009). In the name of love: Partner abuse and violence in teenage relationships. British Journal of Social Work, 39(2), 211– 33
Bonomi, A. E., Anderson, M. L., Nemeth, J., Bartle- Haring, S., Buettner, C., & Schipper, D. (2012). Dating violence victimization across the teen years: Abuse frequency, number of abusive partners, and age at first occurrence. BMC Public Health, 12(1), 637– 46
Bowen, E. (2011). The rehabilitation of partner- violent men. Chichester: Wiley- Blackwell.
Eryılmaz, G. (2001) Aile İçi Şiddet, Kadın Sağlığı ve Hemşirelik. Cumhuriyet Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi, 5(2):19-24.
Miller, E., Decker, M. R., Reed, E., Raj, A., Hathaway, J. E., & Silverman, J. G. (2007). Male partner pregnancy- promoting behaviors and adolescent partner violence: Findings from a qualitative study with adolescent females. Ambulatory Pediatrics, 7(5), 360– 6
Muslu, L. (2001). Kırsal Bölgede Eşleri Tarafından Fiziksel Şiddet Gören ve Görmeyen Kadınların Benlik Saygısı Düzeylerinin Belirlenmesi, Yüksek Lisans Tezi, Pamukkale Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Denizli.
Özgür, G., Yörükoğlu, G., Baysan Arabacı, L. (2011). Lise Öğrencilerinin Şiddet Algıları, Şiddet Eğilim Düzeyleri ve Etkileyen Faktörler. Psikiyatri Hemşireliği Dergisi, 2(2):53-60.
Sezen, A. (2009). Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Boşanma Davalarına Yansıması. Bilge Kadın Araştırma Merkezi, http://www.bilka.org.tr/page.asp?id=57, Makaleler
World Health Organization (2002) World Report on Violence and Health. Geneva: WHO. http://www.who.int/violence_injury_prevention/download.cfm?id=0000000582
*Resim Çizeri: Melissa Nur Gün
*Bu yazı, “Şiddeti Görmek” bülteni kapsamında Ebrar Yıldırım tarafından Bahçeşehir Üniversitesi PUAM Aile Çalışmaları Birimi bünyesinde yazılmıştır.
